Anasayfa / Edebiyat / Vladimir Nabokov Kitapları: Lolita Eleştirisi
Vladimir Nabokov kitapları lolita eleştirisi
Vladimir Nabokov kitapları lolita eleştirisi

Vladimir Nabokov Kitapları: Lolita Eleştirisi

Rus kökenli Amerikalı yazar Vladimir Nabokov’un yayımlandığı dönem çok tartışılmakla birlikte, zamanla kabul gören ve ses getiren, yazarın yine en önemli eseridir, Lolita. Öyle ki, 1962 ve 1997 yıllarında olmak üzere iki kez sinemaya uyarlanmıştır.

İngilizce olarak kaleme alınan Lolita, ana karakter Humbert Humbert’in kız çocuklarına, kendi ifadesiyle söylemek gerekirse “su periciklerine” duyduğu ilgiyi konu edinmiştir.

Orta yaşlı bir Fransız olan Humbert Humbert, bir sebeple Amerika’ya yerleşir ve pansiyon olarak kaldığı evin sahibesi ile yine sırf ev sahibesinin küçük kızına duyduğu ilgi sebebiyle evlenir. Ne var ki bu ilgi, roman baş kişisinin tuttuğu günlüklerin eski ev sahibesi, yeni eşi Haze tarafından bulunmasıyla kısa zamanda açığa çıkar. Derken, kader ağlarını örer ve bu yasak ilgiyi öğrenen Haze’in başına ölümle sonuçlanan talihsiz bir trafik kazası gelir. Böyle olunca da, zaten yetim olan Dolly artık öksüzdür ve Humbert Humbert’ın eline kalmıştır.

Nabokov kitapları: Lolita / Serüven ve ilişki

Yaz kampında olması dolayısıyla annesinin başına gelenlerden habersiz olan Dolly, Humbert Humbert tarafından kamptan alınacaktır ve yıllar süren serüvenleri başlayacaktır. Bu serüven, ikili arasındaki kaçınılmaz ilişkinin başlangıcı ve tetikleyicisi olacaktır. Otellerde ve pansiyonlarda geçen, önce bir yıl… Sonra ev kiralamak suretiyle gerçekleştirilen kısa bir konaklayış… Nihayet, yine yollar, yolculuklar…

Bir süre kaldıkları şehirde Dolly’nin tanıştığı oyun yazarı, kızı kendisine bağlayacaktır ve söz konusu yolculuğun devamında, elbette Dolly’le danışıklı olarak peşlerine takılacaktır. Bu takip, Humbert Humbert için bir dizi korkuyu, endişeyi, şüpheyi ve karmakarışık ruh hallerini de beraberinde getirecektir. Bir süre sonra da, belki de en beklenmedik bir anda, Humbert’ın Lolita’sı ortalıktan kaybolacaktır. Ta ki 3 yıl sonra bir mektupla, Humbert Humbert tam da her şeyden ümidini kesmişken ortaya çıkacaktır. Yazdıklarına göre, evlenmiştir, hamiledir ve para istemektedir.

Humbert Humbert’in nevrozu

Hemen yola koyulan Humbert Humbert, intikamını almak düşüncesindir. Kavuşamasa da, yıllar sonra en azından karşılaştığı Lolita’sı artık 17 yaşındadır, o bilinen cazibesinden çok şey kaybetmiştir ve “babasından” tam anlamıyla, hiçbir ümide yer bırakmamacasına uzaklaşmıştır. Dolly’den tüm gerçekleri; neden ve kiminle kaçtığı, neler yaptığını öğrendiğinde, kızını çoktan kovmuş olan oyun yazarının peşine düşer bu kez, Humbert Humbert; tabii öldürmek için ve öldürür de.

Lolita, modernist roman akımının en önemli birkaç örneğinden biridir. Nabokov, kurgu ve dil konusunda özgür, başına buyruk davranmıştır. Ruhsal çözümlemeler, kişileri fazlasıyla canlı tutmaktadır. Olay örgüsü yoğun değilse de, tatmin edici ve akıcıdır. Uzun cümleler okuyucuyu yer yer yormaktadır gerçi, ama her biri kusursuz bir sanat örneğidir. Öte yandan, içeriğinden dolayı esere şüpheyle yaklaşılsa da, motifler titizlikle ve ahlak sınırlarını hiç de zorlamayacak ölçüde, üstelik özenli ve dikkatle seçilmiş kelimelerle işlenmiştir. Her türlü ön yargıya engel olabilmek için, yazar da kitabının arka kapağında okuyucu uyarmış, “Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma.” demiştir.

Modernist roman özellikleri – Lolita / Günlükler

Romanın ilk sayfalarında aslında bazı gerçekleri, örneğin, Lolita’nın doğum sırasında, Humbert Humbert’ın da tutuklandıktan kısa bir zaman sonra öldüğünü Doktor John Ray’in ağzından öğreniyoruz.

Lo, Lola, Dolly, Dolores; hepsi de Lolita’dır ve unutulmaz bir roman kahramanıdır. Lolita, Vladimir Nabokov imzası taşıyan bir başyapıttır.

Öte yandan, Humbert’ın tuttuğu günlükler elinde olmadığı halde sanki bunlardan yararlanıyormuşçasına kitabını kaleme alması, günlükler bölümüne kitabında yer vermesi ve hatırlaması mümkün olmayan, hatta ayrıntılarıyla değil, ana hatlarıyla bile aktaramayacağı birtakım bilgilere eserde yer vermesi, her ne kadar anlatıcı işin bu tarafına değinip, gerçekle aktardıkları arasında farklılıklar olduğunu söylese de, şüpheyle yaklaşılacak bir nokta. Böylelikle, esere renk ve farklılık katması amacıyla oluşturulan günlükler bölümü, anlatıcının o dönemdeki duyusal gerçekliğini vermekten çok, gerçekliğin ötesindeki ikinci bir günlük yazımı olmuştur. Fiziksel yaşanmışlıkları verdiği yadsınamaz, ama şüphe yok ki, günlükler bölümündeokuduğumuz Lolita ve annesi, Humbert’ın daha sonra kitabını yazarken kaleme alırken kafasında evirip çevirdiği kişilerden ve bu kişilerin kalıntılarından başka bir şey değildir. Bu durumda, o bölümleri aktarmak için eğer bir günlük üslubu sokulmak isteniyor idiyse araya, bunu pek çok ayrıntıdan arınılmış bir anlatıya indirgemek gerekebilirdi.

Lolita, diğer ve az bilinen adıyla Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları, her bakımdan sarsıcı bir roman.

Yazar Tuba KARADAĞ

Tuba KARADAĞ
Fiskosta.com'un sizlerle olabilmesi için yorum ve desteklerinizi bekliyoruz. Lütfen yazılarımızı sosyal ağlarınızda paylaşın. Sevgiler. :)

Beni de oku :)

bir_kadinin_portresi[1]

Henry James/Bir Kadının Portresi

Amerikan asıllı İngiliz yazar Henry James’in özellikle roman tekniği açısından çok ses getiren eseri Bir ...

Bir yorum

  1. Tehlikeli bir kitap olduğunu söylemek lazım! 😉

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir