Edebiyat

Romanda Üstkurmaca Nedir? Leylâ’ya Mektuplar ile Postmodernist Üstkurgu Kalıplar

Romanda üstkurmaca nedir? Edebiyatta üstkurmaca tekniği

Romanda üstkurmaca nedir, üstkurmaca tekniği nedir, postmodern üstkurmaca incelemeleri nasıl yapılabilir, bunları konuşacağız. Elbette üstkurmaca örneği olan değerli bir eser özelinde yapacağız bu incelememizi. Nedir bu eser? Leylâ’ya Mektuplar…

O hâlde başlayalım mı?

Romanda üstkurmaca nedir?

Üstkurgu ve üstkurmaca nedir? Üstkurmaca yöntemi hakkında kısaca bir bilgi verip hemen eserimizin incelemesine geçelim istiyorum.

Klasik anlatımlı romanları hepimiz biliyoruz; hani kurmaca olan. İşte, adı üstünde, üstkurmaca da bu tür romanlara atıfta bulunulan bir tekniktir.

Üstkurmaca roman nedir, kısaca anlatmış olduk. Biraz daha somutlaştıralım mı bunu? Dilerseniz maddelendirelim.

  • Karakterlerin yazarla iletişimde olması
  • Roman içinde roman yazan karakterler olması
  • Romanda roman okuyan bir karakter olması
  • Yazarın romanda bir karakter olması
  • Bir kurmacada olduğunu bilen karakterin olması
  • Karakterleri ya da olaylarıyla başka bir eserin farklı açıdan sunuluyor olması
  • Belli edebî türlere ve yapılara gönderme yapılıyor olması
  • Kitaptaki olaylara yönelik dipnotlar ve görüşler olması

Bu listeyi uzatabiliriz de ama edebiyatta üstkurmaca nedir derseniz, yukarıdaki bu maddeleri temel alabiliriz.

Üstkurmaca roman örneği, örnekleri – Leylâ’ya Mektuplar

Evet, romanda üstkurmaca nedir, kısaca anlattık. Gelelim Leylâ’ya Mektuplar’a…

Emre Karadağ | Leylâ’ya Mektuplar

Hemen söyleyeyim, okuduğunuz bu maddelerin hepsini kapsayan bir yapı var kitapta. Buna ayrıntılı olarak değineceğim ama önce kurgudan biraz bahsedelim.

Eserin adını okuyunca, bir aşk kitabı sanıyorsunuz. E peki değil mi? Belki. Belki de hayır.

Üç adam, bir kadın çıkıyor karşımıza Leylâ’ya Mektuplar’da. Kısaca “melankolik” diye tanımlayabileceğimiz (melankolik serseri adını ona kitaptaki bir diğer karakter takmıştı), içine kapanık, kısmen bunalımlı, iyi kalpli bir âşık; öz güvenli, ölçüsüz, sert ve hızlı bir diğer âşık; bir de psikiyatr.

Kitapta, Emre Karadağ’ın kitaplarını okuyanların tahmin edeceği gibi simgesel isimler ve hadiseler yer alıyor.

Örneğin, âşıklardan biri Dünya’ya Mektuplar yazarken, diğeri Güneş’e Mektuplar başlığını tercih ediyor. Oysa ikisi de aynı kız ama adı ne Güneş ne Dünya; ismini bilmiyoruz. Bu kadarla da kalmıyor, psikiyatrın yazdığı Ay’a Mektuplar da var. Yani kafamız yine biraz karışıyor!

Birbirinin zıttı iki karakter var kitapta, iki âşık ama bir anlamda aynı kişinin iki farklı yansıması gibi de. Karakterlerden birinin söylediği şu cümle de bu duruma değiniyor olsa gerek: “Sanki ben oymuşum da o da ben… Kötü bir yansımam gibi. Kimlik çatışması yaşıyorum.”

İşte tam da bu noktada kitabın üstkurmaca yapısına değinmemiz gerekiyor. Anlatıcıyla çarpışan karakterler var bu kitapta; yazdıkları mektuplarla bir çeşit kitap oluşturduğunun bilincinde olan karakterler bunlar. Dolayısıyla roman içinde roman yazan ve okuyan karakterler var, bir kurmacada olduklarının bilincinde karakterler… Her mektubun sonundaki, anlatıcı ağzından yazılmış çözümleme motifleri de çok ilgi çekici. Bu bölümlerde üst tondan, ilahî bir üslup kullanılmış. Diğer yandan, farklı eserlere ve karakterlere göndermeler de var bol bol. Raskolnikov’dan Nana’ya, Anna Karenina’dan, Gregor Samsa’ya, Selim’e, Humbert’a, Hofmiller’a kadar pek çok roman kahramanına yönelik göndermeler bunlar. Dahası, Bukowski, Woolf, Nerval, Pavese, Hemingway gibi nice yazara da özellikle intiharları konusunda göndermeler, birtakım yansılamalar söz konusu. Zaten arka kapakta da değinilmiş buna. Bakın:

Leylâ’ya mektup yazarken buldular kendilerini.

Kimdiler, kaç kişiydiler?

Kurmaca birer kişilik olduklarının bilinciyle yazarla takıştılar, birbirlerine taktılar.

Lolita’yı aradılar.

Gregor Samla ile karşılaştılar.

Anna Karenina’nın intiharına tanık oldular.

Godot’yu bekleyen de yine onlardılar.

Yetmedi, Hemingway’in, Woolf’un, Pavese’nin intiharlarını yansıladılar.

Kimileri ölmez.

Bazı serüvenler hiç bitmez.

Bitmeyecek bir serüvene çıkmaya hazır mısın?

Sizin anlayacağınız, üstkurmaca ve metinlerarasılık için örnek oluşturacak bir eser okumak istiyorsanız, Leylâ’ya Mektuplar’a bir göz atmalısınız; üstkurmaca örnekleri arasında kesinlikle ayrıcalıklı bir yer ediniyor kendine.

Tutunamayanlar üstkurmaca, Puslu Kıtalar Atlası üstkurmaca için incelenebilecek diğer önemli eserler. Yine Orhan Pamuk üstkurmaca için değerli bir isimdir, Kara Kitap başta olmak üzere, eserleri incelenebilir. Berna Moran üstkurmaca olarak Kara Kitap başlıklı bölümde, kitabında bu eseri ayrıntılı olarak incelemiştir. Diğer yandan, John Fowles’ın değerli eseri Fransız Teğmenin Kadını da bu anlamda incelenmesi gereken romanlardan biridir.

Romanda üstkurmaca nedir, örnekleri nelerdir, değinmiş olduk. Devam edelim.

Postmodern üstkurmaca tekniği, yöntemi ve kalıpları

Dönelim Leylâ’mıza…

Psikiyatrın yer aldığı Ay’a Mektuplar da çok ilginç bölümlerden oluşuyor. Psikiyatr da kitaptaki bir diğer âşık gibi ama kendine bile itiraf edemiyor bunu. Bu bölümlerde psikiyatrımızın anlattığı ilginç, bazen hüzünlü, bazen mizahî öyküler var. Öyle sanıyorum ki bu karakter kitaptaki denge unsuru. Onun sayesinde iki erkek karakterimizi tanıyoruz, yine onun sayesinde Güneş, Dünya ya da her neyse adı, onu tanıyoruz ki kızın iç dünyasında ilginç yaralar da keşfediyoruz, onun sayesinde kitabı canlı tutan farklı öyküler okuyoruz.

Ünlü romanların yukarıda saydığım o bilindik karakterleri bu kitapta birer roman kişisi olarak çıkarken karşımıza, kitabı bence ayrı bir noktaya taşıyan bazı özellikler var. Bunları birkaç maddede sıralamaya çalışacağım.

1-Roman kişileri kendi gerçeklikleriyle veriliyor.

2-Ayrı dünyaları yaşayan üç roman kişisi de bu ünlü kahramanlarla bir şekilde tanışıyor. (Psikiyatrın hastası, bir diğerinin arkadaşı gibi.)

3-Roman kişileri bazen kitaptaki diğer kahramanlarla bütünleşiyor, özdeşleşiyor, birbirlerinin kimliğine bürünüyor.

Bu maddeleri örneklendirerek kitabı okuyacak olanlara ipucu vermek istemiyorum.

Bitirmeden çok önemli bir konuya daha değineyim: Leylâ ile Mecnun öyküsünü hepimiz biliriz. İşte Fuzuli’nin bu mesnevisine de birtakım önemli göndermeler var kitapta. Ayrıntı vermeyeceğim çünkü o zaman kitabın bizleri götürmek istediği noktaya dair de ipucu vermiş olurum.

Yine uzun bir çözümlemeye girişebilirdim; kısa tutmak istedim, yine biraz uzattım. Sonuç olarak, Emre Karadağ’ın bu üçüncü kitabı diğer ikisinden çok farklı türde ama en az onların değerinde, yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenlerle çok sıra dışı ve keyifli bir eser.

Okumanızı tavsiye ediyor muyum? Bu kadar yazdıktan sonra tavsiye etmemek olmaz ama samimiyetle söyleyebilirim ki “kitap okumayı bilen”, zeki, farkı seven okuyucuların edinmesi gereken bir eser. Alışılana alışık olanlar, Parodi ve 6’da olduğu gibi yine zorlanabilirler; böylece küçük bir uyarı yapmış olayım.

Üstkurmaca ne demek, postmodernizmde, romanda üstkurmaca nedir, kısmen anlatmış olduk, hem de çok özel bir eseri merkez belirleyerek yaptık bunu. Postmodern anlatıların üstkurmaca dünyasında yazar ve okur olarak kısa bir gezinti de yaptık. Postmodernizm hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz, Edebiyatta Modernist ve Postmodernist Roman yazımıza göz atabilirsiniz. Okunması gereken kitaplar listesi de yapmıştık sizler için, o yazımızı da buradan inceleyebilirsiniz.

Evet, ne diyelim? Hepinize Leylâ’ya Mektuplar ile keyif dolu okumalar dileklerimle…